Hangi Dünya ?
Eski püskü elbiselerinin içinde ışıl ışıl parlıyordu gözleri, hafif kirli sakalı, gür bıyıkları ile 22 yaşında genç bir delikanlıydı Ahmed. Elinde bir somun ekmeği ile evine yol alırken her mahluka haklarını yani selamlarını veriyordu.Usulca evine geldi tek katlı,küçük dünyalarının kapısını çaldı içeriden kim o diye ses geldi anne benim, aç kapıyı dedi Ahmet ve içeri girdi.Annesinin elini öptü hayır duasını aldı.Usulca aldı abdestini ve namaza durdu.Herkes Ahmed’e insan diyordu çünkü insan olması için edep vardı.
Arabasıyla kızları evine bıraktı Mehmet hafif kafası da güzeldi.Para dayandıramıyordu Mehmet babasından yürüttüğü paraları da bu gece kızlarla yemişti. Kızları da hiç sevmiyordu zaten sırf hava olsun diye geziyordu. Kızlarda tabi ki Mehmeti sevmiyorlardı, sevmeyen sevilir mi ki hiç. Ama para sıcaklığı tutuyordu onları bir arada.Mahallede herkes yaka silkmişti Mehmetten millete borç takmış ödememişti kim isterse borcunu ben borç filan almadım demekte, üzerine yatmaktaydı.Serserilik, hovardalık, çıkarcılık, edepsizlik vardı. Ayık gezdiği zor görülürdü Mehmet’in. Nereye gitse millet uzaklaşır annesi bile kapıyı zorla açardı. Zevkin sefanın içinde yaşardı Mehmet ama bir şeyi kaçırırdı.
Yalancı Dünyanın zevki bile riyakar, ikiyüzlü ve çıkarcıydı. Bu zevkin verdiği yalancı mutluluklar insanı hem bu dünyada da rezil ediyor hem de gerçek dünyada, gerçek dünyanın edebi bile yetiyor insana,edep ya hu diyen bu dünyada da seviliyor öteki dünyada da .
“Önemli olan sevgiyse bu dünyada sen Yaradan’a sevdir kendini, o severse herkes sever seni. ”
